Bülent Bilirgen Robot

Bülent Bilirgen

Benim için yeni değil. 40 yıldır seyrediyorum bu tiyatroyu. Beşiktaşlılığın olmazsa olmazı bu yaşananlar. Üzüntü mü? Tabii ki evet. Sinir mi? Tabii ki sinir ama sonunda iyi ki Beşiktaşlıyım, iyi ki böyle galibiyetlere sevinmiyorum duygusu var ya o bence en şahanesi. O yüzden kimse eğmesin başını, yere takılmasın renkliler ne derler diye. Ben buldum formulü "bitmesin dertler"i söylüyorum kendi kendime son düdükten beri.

Gelelim maça. önce kendimize bakalım. Uzun haftalar önce Şenol hoca hakkında bir şey yazmayacağım demiştim o yüzden Necip’I nereden buldun çıkardın demiycem. En son ön liberoda ne zaman ilk 11 oynattın da şampiyonluk maçında başlıyorsun diye sormayacağım? Son dakikalarda sağ bek orijini de olan Dorukhan’ı çıkartıp hala Necip’i oyunda tuttun ya valla bravo demeyeceğim. Ama şunu söyleyeyim sana büyük hoca diyen, seni son 6 haftanın galibiyet mimarı yapan senin gibileri de milli takıma taraftar diye alıp bir daha salmazsın inşallah. Her derbi de bir şapkadan tavşan çıkartma tripleri. Hep 1970 model entrika denemeleri. Neymiş önce durdurup sonra vuracakmış. Kimle? Necip'le. Yanlış anlaşılmasın Necip benim bu kadroda en sevdiğim oyuncudur. Şenol Güneş’ten daha Beşiktaşlıdır bir kere. Kendi çocuğumuzdur. İsterse 50 yıl kulubün içinde kalsın. Ama oynatacaksan öne geçtiğinde maçı tutmak için son 20’de oynat, oynatacaksan elinde hiç sağbek, stoper, ön libero, kaleci,santrafor kalmamışsa 1 maçlık oynat ama şampiyonluk maçında da kafadan oyunun merkezinde oynatma. Neyse kurtulmak için gün sayıyorum deyip kapatıyorrum bu bahsi ve topçulara geçiyorum. Harala gürele oynarsan böyle yapıştırırlar işte adama. Tutun şu oyunu gelmeyin gaza. Rakip alanda taç kavgası yapıyorsun adamlar 6 ya 3 gelip gol atıyor. Ya ikinci gol. Necip efendi ile Adriano törenle yer değiştiriyorlar. El oğlu uyur mu ? Şu kötü takıma maç verdiniz. Bir santraforları var evlere şenlik. Topu kırıyor mübarek. Lens efendi sönük ciğerli Japonla baş edemedi. Adem ne yaptı anlamadım bile. Önemli maçların vazgeçilmez klasiği Gökhan Gönül sakatlığı öncesi ilk yarıda koridor oldu. Kısacası top mop oynamadınız beyler..

Ha topçuya kızıyoruz kızmasına tabi de, sahanın çok önemli bir detayını atlamayalım. Bir takım düşünün derbi maçına çıkmış ve rakibe ilk faul 29. Dakikada çalınıyor. Caner’e olmayan faulden sarı , Lens’e kendisine yapılan faulden sarı veriliyor. Çok önemli bir atağın uydurma faulle kesiliyor rakipten çıkan topla jandarmadan gol yeniyor. Rakip stoperin açık açık attığı dirseğine değil kırmızı faul bile verilmiyor. Rakip kaleci sana vuruyor 10 dakika sakatlık geçiriyor. Düşen adamlarına yerde küfür kafir durmuyor. Ya valla bir önceki paragrafta performanslarını eleştirdiğim topçulara profesyonellik açısından değil de insanlık açısından madalya verilmesi gerekli olduğuna inanıyorum. Hepimiz biliriz, görmüşüzdür amatör kümelerde hakemler kovalanır sahada yakalandıkları yerde fena döverler hani. Ben de uzun seneler amatör kümelerde oynadım çok da canlı şahit oldum. Herşeyimin üstüne yemin ederim ki o kaçan hakemi kovalayan güruh var ya, olayların % 99’unda haklı. O kaçan şerefsiz de biliyor haksız olduğunu emin olun. Dünkü maç herhangi bir ülkede herhangi bir amatör küme maçı olsaydı o hakemi sahadan çıkartmazlardı söyleyeyim. Bülent Yıldırım bu maça sistem tarafından hakemliği bitirilmesi pahasına atanmış bir kişidir. Yaşı zaten geldi, Fifa ile işi yok. Beşiktaş sesini yükseltirse astırırız düdüğü olur biter dediler büyük ihtimalle. Aynı yollardan geçen Sabri Çelik abisi gibi yıllar sonra Mhk de görev veririz nasıl olsa diye de düşünmüşlerdir. Hakem için söylenecek hiçbir şey yok. Çünkü benim için robottan farksız. Hangi program yüklenmişse onu sergiledi. Japonlar, Koreliler ortada insana benzeyen robot yaptık diye caka satmasın kralını bizim sistem yaptı akıllı olsunlar. Robot hakem konusunu Burak Yılmaz’la kapatalım. Umarım Escude olayında insanın nasıl canı acıyor anlamışsındır. Hem de aynı maşa vasıtası ile başına gelmesi de trajikomik oldu. Kulübüne tekrar hoşgeldin.

Son söz camiaya. Profesyonel hayatı çok kötü giderken başkan olan Fikret Orman, Bursaspor’da emekliliği bekleyen Şenol Güneş, bu takım, bu kulüp ile birlikte sistemin içine kapağı attılar. Taraftar da garibim bunlardan çıksın, ortalığı yaksın yıksın diye umud ediyor. Beyler bayanlar kimin kime karşı çıkmasını bekliyorsunuz? Rahat olun onların işi Almanya’dan iyi. Tribünler inliyor paralar nerede diye, bilançolar ortada, kulübün kendi personeline yaşattıkları bir utanç abidesi gibi hergün basında ama hiçbir nüfuslu hem maddi hem bürokratik olarak güçlü bir Beşiktaşlı çıkıp da hoop beyler diyemiyor. Tekrar yazıyorum 50 kere de yazacağım. Bu camiaya seçim meçim olmaz. Kimlerle rekabet ettiğimizi görmüyor musunuz? Hiç mi tarihten ders almayacağız. Eğer devlet ile çok kuvvetli bağları olan Süleyman Seba başkan olmasa idi büyük takım olarak kalabilir miydik? Ben sayın Hürser Tekinoktay’I küçümsemek istemem haddim de değil de bu yanan eve kimle nasıl gireceğiz? Beşiktaş bu mali yapısı ve yönetimsel anlayışı ile çok kötü günlerin eşiğindedir. Buna sahip çıkacak tepeden inme bir konsensus sağlanmalı çok güçlü bir yöntim ekibi kurulmalıdır. Açıkçası Beşiktaş’ı yönetmek apartman yönetmek değildir ve herkes talip olmamalıdır. Beşiktaş siyasi parti değildir ki farklı görüşler yönetime talip olsun. Ha senin de başkan adayın Koç olur, Şahenk'ti, Saran'dı aportta bekler, koyun sandık ortaya, seçimcilik oynayın. Eee yok sende arkadaşım. Neyin kavgası neyin iktidarı? Öyle görünüyor ki Fikret Orman’nın başkanlığı hayırlı olsun. Ders almamız için hatırlı kişilerin bu kulube sahip çıkmasını görmemiz için beklemek acı daha fazla acı çekmek gerekiyor demek ki.