"Bu borcu oluşturan, tüm bu güvensizliği yaratan, şeffaf olmayan, söylediğini yapmayan..."

"Bu borcu oluşturan, tüm bu güvensizliği yaratan, şeffaf olmayan, söylediğini yapmayan..."

Siyah beyazlıların eski yöneticisi Mesut Urgancılar, Beşiktaş'ta yaşananlar hakkında konuştu.

Soru: Beşiktaş 2017 yılına geldiğinde borcu sıfırlanacak şeklinde bir açıklamanız var. 2015'te sürdürülebilir noktaya gelecek, 2017'de ise sıfırlanacak demişsiniz. Ancak Beşiktaş'ın borcu son olarak 2 milyar 314 milyon 695 bin 709 lira açıklandı. Sizce o planlamadan bu noktaya nasıl gelindi?

Mesut Urgancılar: Biz o dönemde göreve başlar başlamaz yönetim kurulundaki birkaç arkadaşımızla beraber, Beşiktaş'ın özellikle finansal açıdan sürdürülebilir, borçlarının yönetilebilir hale gelebilmesi için neler yapılması gerektiğiyle ilgili bir program hazırladık. Bunun içerisinde futbol takımının 20 milyon Euro'larda bir bütçeye sahip olması, amatör branşlarda rekabetçi olmasa bile Beşiktaş'ı temsil gücü yüksek ama küçük bütçeli takımlarla yolumuza devam etmek gibi önlemler vardı. Bunun dışında kulübün ve Beşiktaş bünyesindeki şirketlerin yeniden yapılandırılması, sponsorluk desteklerini olabildiğinde maksimum seviyeye çıkartmak gibi hedeflerle hazırladığımız 5-6 yıllık bütçe vardı. Bu bütçenin yanı sıra bir de Beşiktaş'ın değerler manzumesini ön planda tuttuk. Beşiktaş'ın vizyonunu ve misyonunu tanımlayarak yapılması gerekenler babında Beşiktaş'ın o zamanki ihtiyacı olan yeniden yapılanmaydı. Bunun için de kulüpte neler yapılması gerektiğini teker teker hazırlayıp, bunu da basına sunmuştuk. Hatırladığım kadarıyla bu sunumu Adnan Dalgakıran, futbol tarafında Tamer Kıran ve genel anlamıyla ben yapmıştık. Bu çalışma işinin uzmanı, kulüpten bağımsız Beşiktaş gönüllülerinin katkılarıyla hazırlanmıştı.

Bir süre sonra anladık ki bunların hepsi kağıt üzerinde kalacak. Çünkü ne yazık ki Dernekler Yasası nedeniyle sadece Beşiktaş'ı değil, bütün kulüpleri başkanlar yönetiyor. Başkanlar çok çabuk popülizmin esiri olabiliyorlar. Gerçekliklerle yüzleşmekten kaçıyorlar. Fikret Orman'ın da bu anlamda o yeniden yapılanma projesini desteklemesi, Feda adı verdiğimiz dönemin gerekliliklerini yapması gerekiyordu ama yapmadı. Mayıs 2013’teki istifa dilekçemde bu liderlik sorununu dile getirmiştim. Beşiktaş yönetimine girerken de, orada olduğum sürece de benim kendimce bazı olmazsa olmazlarım vardı. Bunlardan bir tanesi söylediğim gibi finansal açıdan sürdürülebilir bir Beşiktaş yaratmaktı. Bir diğeri kulüpteki ve kulüp şirketlerindeki tüm çalışanları kişilik özellikleriyle, yetkinlikleriyle değerlendirerek yeni ekipler kurulmasıydı. Bunların dışında taraftarla kulüp arasındaki aidiyet hissinin arttırılması ve sorgulanması ve Beşiktaş Genel Kurul yapısının değiştirilmesiydi. Kulüp yönetimlerinin sorgulanabilecekleri en doğru yer Mali ve İdari Genel Kurul'larıdır. Ama bu kongrelerdeki üye katılımlarına bakacak olursanız bin üye civarında olduğunu görürsünüz. İlgisizlik ve alakasızlığın yerine oralarda Beşiktaş’a sahip çıkacak bir heyecan yaratmak gerekiyor. Beşiktaşlı olmayan üyelerden Beşiktaş'ı arındırmak, Beşiktaş’ı daha çok halka açmak gibi kongre yapısını değiştirecek bir plan vardı. Bunun yanında da pazarlama alanında sponsorlukların arttırılması, Beşiktaş'a yeni bir stadyum kazandırılması öngörülüyordu. Ve 8 yıl boyunca sorgulanmayan, şeffaf olmayan Yıldırım Demirören döneminde nelerin Beşiktaş'a zarar verdiğini net bir şekilde kamuoyuna anlatmak. Bunlarla ilgili ne gerekiyorsa onları yapmak. Ama dediğim gibi öncelikle liderlik anlayışı ve kulüp yönetimindeki erk nedeniyle bunları hayata geçirmenin çok mümkün olmadığını, tek başıma bunları yapamayacağımı anladım. Sonuçta siz ne kadar güçlü olursanız olun, kulüp yönetimi yasa nedeniyle başkanın iki dudağının arasında. O noktadan bu noktaya gelinmesinin tek sebebi; o dönemdeki disiplinden uzaklaşılması, o zaman planlananların yapılmamasıdır. Uygulanması gereken reçetelerin hayata geçirilmemesidir. Üzülüyorum, neredeyse altı yıl önce yazılmış uyarı ve tavsiye niteliğindeki bir istifa mektubundan hiçbir şey anlaşılmamış, sorunlar hala aynı.

Soru: Beşiktaş taraftarına, camiasına o dönemde Feda'yı anlattı? Kabul de ettirdi. Şeffaf bir yapı vardı. Ancak bu dönemde yapılan anlaşmalarda, planlamalarda dışarı yeteri kadar bilgi verilmiyor. Bunun nedeni ne olabilir?

Mesut Urgancılar: Taraftar bunu kendince ama başkanın hoşuna gitmeyecek şekilde betimlemeyi biliyor. Ne diyor taraftar; “Fikret Orman, paralar nerede?” Aslında tabii ki Fikret Orman bunu başka türlü algılıyordur. Ama burada vurgulanan şu: Güvenililirliğinizi kaybettiniz diyor taraftar 'paralar nerede?' diyerek. Şeffaf değilsiniz diyor taraftar. Denetlenmiyorsunuz, denetleyemiyoruz diyor taraftar. Ama en basitinden taraftar diyor ki; Söylediğinizi yapmıyorsunuz, yaptığınızı söylemiyorsunuz. Bunların hepsi sonuçta böyle betimleniyor. Kimisi resim yapıyor duygularını ifade ediyor, kimisi müzik yapıyor duygularını ifade ediyor. Taraftar da yönetime karşı kaybettiği güveni, yönetimde olmayan şeffaflığı böyle ifade ediyor. Buradan ders çıkarmak lazım. Özeleştiri yapmak lazım. Hatta bir pişmanlık bildirgesi sunmak lazım. Ancak ne yazık ki Beşiktaş yönetimi uzunca bir süredir daha çok yönetememe kabiliyetinin esiri olmuş, el yordamıyla karanlıkta yol almaya çalışan bir yapı içerisinde. Yönetimdeki arkadaşlarımızın bu konulardaki farkındalıklarının çok düşük olduğu kanaatindeyim. Sadece günü kurtarmaya çalışıyorlar.

Soru: Fenerbahçe'de Başkan Ali Koç çıkıp camiaya yaşananları, düşüşü anlatıyor. Galatasaray'da Divan Kurulu'nda bütün görüşler tartışılıyor. Herkese açık. Ancak Beşiktaş'ta bunun olmadığı ve sadece başkanın konuşmasının verildiği bir anti demokratik yapının olduğu yönünde eleştiriler de var? Siz ne düşünüyorsunuz?

Mesut Urgancılar: Bu konuda ben özellikle üzülüyorum. Çünkü 2012 Mart'ında seçim kazanıldığında Başkan Fikret Orman, kongreye teşekkür konuşması yaparken, ben de o sahnedeki isimlerden birisiydim. Beşiktaş kamuoyuna artık sadece doğruları duyacaklarına, kulübün şeffaf yönetileceğine dair söz verdi. Şimdi bakıyorsunuz Beşiktaş öyle bir noktaya geldi ki yapılan bir takım yanlış işler eleştirildiğinde o eleştirilere bir cevap gelmiyor. O yanlışın nasıl düzeltileceğine dair herhangi bir şey yok. Sadece siz bunu nereden duydunuz? gibi saçmasapan tepkiler geliyor. Bunları da biraz olsun anlayabiliyorum. Bunlar artık memlekette moda. Her yerde vasatlık, sıradanlık ve oldu da bitti tarzı hakim kılınmaya çalışılıyor. Beşiktaş'ta da en büyük problemlerden biri bence bu. Çünkü Beşiktaş daha önce değerleriyle, duruşuyla tüm rakiplerinden farklı olmayı başarabilmiş, böylece herkesin sempatisini kazanmış bir takımdı. Artık tüm bu özellikleri erozyona uğratıldı. Neden? Tüm bu hal, hareket ve davranışlar nedeniyle. Ama tüm bunların hepsi birdenbire mi oldu. Hayır birdenbire olmadı. Beşiktaş'ın üçüncü şahıslar nezdindeki en önemli vitrinlerinden biri Beşiktaş Genel Kurulları'dır. Ben Beşiktaş yönetininde Genel Sekreterlik yaptığım dönemde Genel Kurul'u TBMM'yi yönetmiş Uluç Gürkan gibi isimlerin yönetmesi için çaba harcıyordum. Ama aynı yönetim içerisindeki bazıları veya kulüp içerisindeki çalışanların kongre üzerindeki emellerine ses çıkartamayanlar beni engellenmeye çalışıyorlardı. Şimdi bakıyorsunuz Beşiktaş'ın Genel Kurulları'nda olması gereken adalet, şeffaflık, saygı ve güvenilirlik yok. Hal böyle olunca da sadece Başkan'ın daha önce başka bir mecrada söylediğini sözleri tırnak içerisinde tekrar söylemeye çalışan bir genel kurul üyesi kürsüde tartaklanabiliyor. Bu utanç da sanırım ülke spor tarihinde bir ilktir! Bunu da geçiştirmek isterseniz ülkedeki şiddetin, şiddet seviciliğinin en basit örneklerinden biri der geçiştirirsiniz!

Soru: Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz hakkında ya da Fenerbahçe Başkanı Ali koç hakkında bu olmuyor ama Fikret Orman hakkında sürekli bir yere başkan olacağıyla ilgili devamlı bir dedikodu var. Milletvekili olacak, Belediye Başkanı olacak, TFF Başkanı olacak diye. Bunun nedeni ne?

Mesut Urgancılar: Açıkçası taraftar Beşiktaş başkanını daha iyi yerlerde görmek ister. Ama Beşiktaş başkanının kendine dair kariyer planlaması ne? Beşiktaş başkanlığından Türkiye'de daha önemli neresi olabilir? Kendi kişisel kanaatim bu sadece Cumhurbaşkanlığı olabilir. Beşiktaş Belediye Başkanlığı değil. Ama insanlar Beşiktaş başkanını, Beşiktaş belediye başkanlığına yakıştırıyorlarsa burada bir problem var demektir. Belki de o başkanın niteliklerinde sorun var demektir ya da insanlarda oluşturduğu algı sorunludur. İnsanlar ait oldukları yere kendilerini kendileri koyarlar. Yani yakıştırmalardan rahatsızsanız da memnunsanız da bu algıyı siz yarattınız demektir.

Soru: Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, geçenlerde borcu bitirmek için projesi olan çıksın dedi. Bu doğru bir yaklaşım mıydı?

Mesut Urgancılar: Başkan bunu demeden önce bu borçlar nasıl oldu, kim yaptı, niye yaptı? bunları açıklamalı. Bu borçları yapanın hiç mi sorumluluğu yok? Siz hiç Başkan’ın ağzından “arkadaşlar öyle ya da böyle bu noktaya geldik, berbat ettik, tamam eyvallah ama bundan sonra şunları, şunları yapacağız' diye bir açıklama duydunuz mu?! Başkan hayali bir takım düşmanlar yaratıp, onlara ateş etmeden önce kulübün bu halden nasıl kurtarılacağını her şeyi, en iyi bilen kişi olarak kendisi açıklamalı. Daha önce de belirttiğim gibi bir özeleştiri yapmalı hatta pişmanlığını dile getirmeli.

Soru: Mayıs ayında seçim var. Başkan adayı Hürser Tekin Oktay var. Ancak yönetimini henüz açıklamadı. Sizce bu doğru mu?

Mesut Urgancılar: Aceleye gerek yok. Tüzük’te neyin ne zaman olacağı belli. Öncelikle kongre tarihinin belli olması gerekiyor. Başkan mayıs ayında, olabildiğince erken diyor. Başkan'ın söylediğini referans kabul edersek, mayıs ayının ikinci haftası içerisinde bir seçim olacak. Ama neden mayıs ayı sonunda değil de ortasında seçim oluyor. Bunu sorgulamalıyız. Neden mi? Nedeni çok basit. Mart ayı sonunda 'borç yoktur' belgelerinin UEFA'ya teslim edilmesi gerekiyor. Anladığımız kadarıyla bunun için Beşiktaş'ın 20-22 milyon Euro'luk nakite ihtiyacı var. Bu borçların ödenmesi ya da kağıt üzerinde de olsa, hala mümkün mü bilmiyorum ama, en azından bu futbolcuların ikna edilip 'alacağım yoktur' belgelerinin alınması şart. Bu alınamazsa UEFA ek bir süre verecektir. Bu süre ne zamana denk geliyor? Bu süre seçim tarihine kadar uzuyor mu, uzamıyor mu? Bunun seçime yansıması olur mu, olmaz mı? Bunun ötesinde Türkiye'de gündemde TFF başkanlığı ve yönetim kurulu seçimi var. O süreçte Beşiktaş yönetimi tıpkı A Milli Takım teknik direktörünün belirlendiği süreçteki gibi etkisiz mi olacak? Yeni TFF başkanının kim olacağıyla, Beşiktaş başkanının kim olacağı arasında korelasyon var mı? Bir yerlerde senaryolar yazılıyor mu? Bunların hepsi soru işareti.

Soru: Fikret Orman'ın adının TFF Başkanlığı için adının geçmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Mesut Urgancılar: Valla bilmiyorum. Ama Beşiktaş'ı kötü yöneten TFF Başkanı olacak diye bir teamül oluştuysa Fikret Orman’ın o koltuğu Yıldırım Demirören’den daha fazla hak ettiği söylenebilir.

Soru: Fikret Orman'ın başkanlık için tekrar aday olacak olmasını doğru buluyor musunuz?

Mesut Urgancılar: Her şeyin bir raf ömrü olduğu gibi her insanın belli mevkilerde belirli bir süresi var. 'Olmadı yapamadım, bana müsaade' diyebilir. Ama işin diğer tarafına bakacak olursanız da Beşiktaş'taki tüm bu yanlışları görenlerin, Beşiktaş’ın maddi ve manevi değerlerinin ipotek altına alındığını fark edenlerin de tüm bunların sorumlusu olan Fikret Orman'ın aday olmamasını sağlamaları gerekiyor. Beşiktaş'taki durumu tüm çıplaklığıyla anlatabilecek blok bir muhalefet yok. Bu da ayrı bir eksiklik. Kimse durumdan memnun değil. Türkiye'de durum ne yazık ki böyle. Her alanda örgütlü bir muhalefet sorunu var. Böyle olunca da hakikaten insanın içi acıyor ama bunca yanlışın sorumlusu bir anlayış “bana ciddi bir aday bulun” diyebiliyor! Sorulacak bir tek soru var: Ağlanacak halimize neremizle gülelim? Ne kadar yazılı yazısız kural varsa neredeyse bunların tamamını hiçe saymış ‘ben yaptım oldu’ anlayışı size ciddiyetten söz ediyor, edebiliyor!

Soru: Genel Kurul'larda yaşanan gerginliklerin nedeni ne? Fikirler tartışılamaz mı?

Mesut Urgancılar: Genel kurullarda olması gereken güven ve demokrasi ortamının yöneticilerimiz tarafından sağlanamaması bunun en önemli nedeni. Birilerinin Beşiktaş'a ihtiyacı var. Birilerinin kendi kişisel ajandaları için Beşiktaş'ın markasını kullanmaya ihtiyaçları var. Başka bir anlam çıkartmak mümkün değil. Ve bu anlayışın hakim kılmaya çalıştığı kibirli ve hoyrat ortam Beşiktaş’ın ihtiyaç duyduğu insanları Beşiktaş kongrelerinden uzaklaştırıyor. Hatta bu insanlar tıpkı Demirören zamanında, İnönü Stadyumu’ndaki Denizli maçında yaşanan tribün teröründen sonraki gibi yeni stadımızın tribünlerden de ayaklarını kesmeye başladılar.

Soru: Büyük Beşiktaş Yürüyüşü ve Birlikte Beşiktaş Hareketi kuruldu. Bunlar Beşiktaş'ı nereye götürür?

Mesut Urgancılar: Beşiktaş'ın geleceğine dair söz söylemek adına sessizce seyirci kalmak yerine bir şeyler yapmaya çalıştıkları için her türlü hareketi öncelikle takdir etmek lazım. İkincisi iktidar olmadan, iktidar olmanın yöntemlerinden birisi iktidarı yönlendirebilecek donanıma ve güce sahip olmaktır. Bu da ancak örgütlü olmakla mümkün. Örgütlü olunabiliyorsa üstüne üstlük alternatif projeler hazırlanıp bunlar sunulup paylaşılıyorsa ne güzel. Bu çabaları takdir etmek lazım. Farklı kişilerden ve gruplardan da oluşsa tüm bu hareketlerin yapması gereken öncelikle mayıs ayındaki yönetim ve kurullar seçiminde tek bir blok oluşturmak olmalı.

Hep başkanlık makamını konuştuk ama önemli bir konu daha var. En az başkanlık kadar yönetim kurulu kadar önemli kurullar da var. Beşiktaş’ın maddi ve manevi açıdan bunca değerinin kaybolmasının nedenlerinden bir tanesi Denetim, Sicil, Disiplin gibi kurulların gereğince çalışmıyor olmasıdır. Beşiktaş tüzüğünde yazıyor. Diyor ki Beşiktaş bütçesi yüzde 10 arttığında adres Genel Kurul’dur, Genel Kurul’un onayıdır. Ancak Beşiktaş bütçesi yüzde 45 aşıldığında bile Denetim Kurulu bunu kendi raporuna yazamadı. Toplu aidatlar yatırılıyor, üyelerin bir kısmının Galatasaraylı ve Fenerbahçeli olduğu herkes tarafından biliniyor ama Sicil ve Disiplin kurulları ne yapıyor?! Ya da Beşiktaş'a üye olması gereken bir çok insan, Beşiktaşlılığını herkesin bildiği isimler keyfi nedenlerle, yarın öbür gün bize oy vermez endişesiyle Beşiktaş'a üye yapılmıyor. Demek ki kurullarda da sıkıntı var.

Bu kurullar en az Beşiktaş Yönetim Kurulu kadar önemli. O nedenle bu kurullarda üçüncü şahıslar nezdinde de Beşiktaş kamuoyunda da güvenilirliği, kişilik özellikleri, yetkinlikleri tartışılmayacak isimler görev almalı. Beşiktaşlıların, başkanından taraftarına, tüm genel kurul üyeleriyle, herkesin aklını başına toplayıp silbaştan yeni kurullar yapması lazım. Buradaki sıkıntılardan bir tanesi de şu; Bu kurulların hepsinin bağımsız olması gerek. Ama bu kurullarda görev yapmak isteyenler başkan adaylarının ortaya çıkmasını bekliyorlar. Veya günü geldiğinde başkan adayları şu kurul için bu bunu, bu kurul için şunu, o kurul için onu destekliyorum diyebiliyor. Yani daha işin başında şaibeli bir durum var. Hal böyle olunca öncelikle genel kurulun bu bilince sahip olup, bu kurulları sadece Beşiktaş camiası içerisinde de değil, tüm spor kamuoyunda kabul görebilecek nitelikli kişilerden, mesleki yeterliliği ve kişisel donanımı tartışılmayacak insanlarından oluşturmaları gerekiyor. Bu kurullar Başkan’ın ya da yönetimin paralelinde olmamalı, fikren, fiilen ve vicdanen hür yapıda olmalılar.

Şu an gündemde mevcut BJK Divan Kurulu’nun seçildiği seçimin usulsüz olduğu şeklinde bir mahkeme kararı var. Yakışıyor mu? Bu işi buralara kadar getirmenin bir kıymeti var mı? Başkan, 'Beşiktaş'ı Çağlayan Adliyesi'nden aldım' diyor ama Beşiktaş, Çağlayan Adliyesi'nden çıkamıyor. Mayıs ayında yapılacak seçimli kongreyi düzenlemesi gereken Divan Kurulu’muzun hükmü tartışır halde! Bu nedenle mayıs ayında yapılacak seçimli genel kurulun akıbeti de tartışılır bir hal alır mı almaz mı? Yönetememe kabiliyeti nerelere kadar sirayet ediyor, görüyor musunuz?!

Soru: Beşiktaş için bir çözüm yolunuz, planlarınız var mı?

Mesut Urgancılar: Gerçekçi olmak gerekirse Beşiktaş'ın finansal açıdan kurtulması bu şartlarda mümkün değil. Bu sadece Beşiktaş'ın sorunu da değil. Türkiye'deki tüm futbol takımları böyle. Bu oyunun kurallarının değişmesi gerekiyor. Bu oyunun kurallarının değişmesi sizin, benim, vatandaşın parasıyla Ziraat Bankası’nın kulüpleri fonlaması gibi formüller değil. Veya TMSF modelini futbola uyarlamak değil. Bunların hepsi pansuman. Yarayı kökünden tedavi edecek yöntemler değil. Bunlar bir anlamda popülizm. Kulüpleri bu hale getiren kişilere ve yönetim şekillerine devletin sağlayacağı imkanlar emanet edilmemeli. Öncelikle yapısal reformlar yapılmalı. Çok basit bir çıkışı var; Premier Lig modelini kendi gerçekliklerinizle, Türkiye'deki teamüllerle, yapıyla bir araya getireceksiniz ve bir çıkış yolu bulacaksınız. Bunun artık başka herhangi bir yolu yok gibi gözüküyor.

Takımların sıkı bir mali disipline girmesi gerekiyor. Futbol meselesi değil sadece. Feda döneminde 1 milyon Dolar'a kurulmuş, koçunun(Ahmet Kandemir) dahi parasını zor aldığı hatta alamadığı bir Beşiktaş Basketbol Takımı vardı. Her maçı başabaş götüren bu takım Galatasaray ile oynanan yarı finalde son iki topa kaldı. Belki de final oynayacaktı. Şimdi arkadaşlar 6-7 milyon Dolar para harcıyorlar, ümit tacirliği yapıyorlar ama Beşiktaş ilk 8'de yok, transfer yasakları çok!

Ayrıca Şenol Güneş, milli takım olayını tartışıyoruz. Beşiktaş, benzer bir süreci Ufuk Sarıca için de yaşadı. Demek ki Beşiktaş'ın yöneticileri bundan bile ders almamışlar. Beşiktaş’ın ilk iki umudu var, Şampiyonlar Ligi ümidi var. Beşiktaş, Başakşehir ve Galatasaray ile oynayacak. Beşiktaş önce kendi göbeğini kendi kesecek sonra şampiyonu belirleyecek takımlardan biri olacak. Federasyon nasıl oluyor da Beşiktaş'ın antrenörünün kafasını karıştırıyor? Federasyon ne yapmaya çalışıyor? Neyi manipüle etmeye çalışıyor? Bunları kimse sormuyor. Bunu öncelikle sorması gereken Beşiktaş'ın başkanı, Beşiktaş'ın yöneticileri üç maymunu oynuyorlar. Şenol Güneş burada bu işin nesnesidir. İşin öznesi Beşiktaş Başkanı ve yönetimidir. Bunların süreci yönetememeleridir. Şenol Güneş sadece sonuçlardan bir tanesidir. Ligi dizayn ediyorlar. Beşiktaş'ın kafası karışan hocası, kulübüne, yönetimine cephe alan taraftarı sayesinde Beşiktaş'ın sahadaki direnci, dayanma gücü düşüyor. Ve Beşiktaş, Başakşehir’in karşısına da Galatasaray’ın karşısına da bu halet-i ruhiye ile çıkacak ama kimsenin umurunda değil.

Soru: Beşiktaş'ta son günlerde futbolcuların alacakları konusu gündemde. Bu da Şenol Güneş'in içeride yaşadığı sıkıntılardan biri gibi gözüküyor. Fatih Terim, Galatasaray'da maddi sıkıntılarda insiyatif alıyor. Şenol Güneş, mali sıkıntılar yaşandığında bunları çözme konusunda insiyatif almalı mı?

Mesut Urgancılar: Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Anladığım kadarıyla Şenol Güneş kendi sözleşmesi dışındaki akçeli işlere karışmak istemiyor. Nedenini bilmiyorum. Böyle bir tarzı var demek ki. Belki maaşı ödenmeyen futbolcuların sorunlarını daha önceki yönetimlerde işbirliği yaptığı yöneticilerle çözebiliyordu. Belki bu konularda kendisine destek olabilecek yönetim kurulu üyesi artık yok. Burada problem Şenol Güneş buna karıştı karışmadı değil. Şenol Güneş'i de yönetmesi gereken bir Başkan ve yönetim kurulu var. Kulübü Şenol Güneş yönetmiyor. Bilançoyu Şenol Güneş yönetmiyor. Burası Arsene Wenger'in Arsenal'i değil ya da Sir Alex Ferguson'un Manchester United'ı değil. Konunun özeti “ben, ben, ben” diyen anlayışın Şenol Güneş’i yönetememesidir.

Soru: Beşiktaş eski yönetici Erdal Torunoğulları geçtiğimiz günlerde, en büyük hayalinin Beşiktaş'a Ajax modelini getirmek olduğunu açıkladı. Yönetimde bulunduğu dönemde de bunun için uğraştığını belirtti. Siz bu son günlerde moda olan Ajax modeli hakkında ne düşünüyorsunuz? Beşiktaş, bu modeli uygulayabilir mi?

Mesut Urgancılar: Erdal Bey’in Ajax’ı ve Hollanda futbolunu çok iyi bildiğine hiç şüphem yok. Beşiktaş’ı da bildiği muhakkak. Ancak Beşiktaş gibi bir markanız varsa onun gibi, bunun gibi olmaya çalışmanın, başkalarını kopyalamaya ya da taklit etmeye uğraşmanın bir anlamı yok. Kendi modelinizi kendiniz oluşturacaksınız. Sanırım Erdal Bey’in kastettiği de budur. Bir arkadaşım Google'da aratmış. 'Türkiye'de yüzlerce kulüp Ajax modeli uygulamaya hazır' diyor. Ajax modeli ‘hadi şimdi tam zamanı’ deyince olmaz, oldurulamaz. Bir zamanlar Beşiktaş modeli vardı. Serpil Hamdi Tüzün ekolü vardı. Ne oldu, nereye gitti? 2003 ve 2004'te Mehmet Ekşi yönetiminde çok iyi bir Beşiktaş altyapısı vardı. Bütün Anadolu taranıyordu. Sahadaki yarışmacı takımlarımız özellikle centilmenlik anlamında tüm rakiplerimize örnekti. Niye sürdürülmedi, sürdürülemedi? Altyapı önemlidir, önemlidir diyoruz ama üst yapıya yansıyan ne var?

Siz santra vuruşu yapılana kadar her şeyi doğru yaparsanız, top çizgiyi öyle ya da böyle geçer. Hele hele forma Beşiktaş formasıysa… Ama siz top santra çizgisine gelene kadar yapılması gereken doğruları yapacaksınız. Beşiktaş'ın problemi bu. Santra çizgisine gelene kadar yapılmış doğru yok. Beşiktaşlıların önce bu gerçeği kabul edip, bunları halletmesi gerekir. Antrenöre ve futbolcuya sonra sıra gelir.

Soru: Gelecekle ilgili düşünceleriniz nedir? Önümüzdeki süreçte yeniden yönetimde yer almayı ya da başkan adaylığı düşünüyor musunuz?

Mesut Urgancılar: Ben Yıldırım Demirören'den sonra Beşiktaş'ın bir yeniden yapılanma, değişim ve dönüşüm geçirmesi gerektiğine inanıp orada olmuş ve kısa süre içerisinde bunun var olan liderlik anlayışıyla ya da olmayan liderlikle başarılamayacağını görerek ayrılmış birisiyim. Bu nedenle hala kendimi Beşiktaş’ın geleceği için bir şeyler yapılması konusunda sorumlu hissediyorum. Bundan sonraki süreçte herkes kendince, her koşulda insiyatif almalı. Beşiktaş'ı değiştirebiliriz. Benim gibi düşünen birçok Beşiktaş sevdalısı olduğunu biliyorum. Bir araya gelirsek, Beşiktaş'ı değiştirebiliriz. Birileri bir adım atsın ki ben de on adım atayım diye beklemeden, herkesten önce on adım atarak insiyatif almamız gerekiyor. ‘Ben yaptım oldu anlayışına’, ‘ben bilirim’ anlayışına Beşiktaş'ı teslim etmemeliyiz. Böyle düşünen herkes gibi, böyle düşünen herkes kadar ben de varım.

Soru: Ahmet Nur Çebi'nin başkanlık için bir planı var mı? Olursa beraber hareket eder misiniz?

Mesut Urgancılar: Ben bu konuda insanların öncelikle kendilerinin aileleriyle birlikte karar vermesi gerektiğini düşünüyorum. Özel hayat dediğimiz bir şey var; ailemiz, işimiz, sağlığımız var. Beşiktaş tüm bunların önüne geçer mi? Geçerse buna değer mi? Beşiktaş için canını dişine takarak çalışanlar ne kadar takdir ediliyor? Bunların hepsini cevaplayabilen, bunları kotarabileceğine inanan kim varsa birlikte görev yapmayı düşündüğü kişileri de işin içine katarak bu kararı topluca almalı. Mayıs ayında seçilen yönetimin bir yıl içerisinde sadece nakit akışını sağlayabilmek için tahminen 100 milyon Euro'ya yakın sıcak para bulması gerekiyor. Üstelik geleceğe dair birçok gelirimiz temlikliyken. Çok zor iş bu kararı verebilmek. Artık bu iş bir kişinin ben adayım diyebileceği bir iş değil. Bir ekibin, bir takımın 'biz varız' demesi gerekiyor. Bu sadece 8+5'den kurulu bir yönetim kurulu da olmaz, olmamalı. Bunun seçilecekleriyle ve atanacaklarıyla topyekün ve yepyeni bir kadro gerektirdiği kanaatindeyim. Kolay bir iş değil. Ahmet Nur Çebi altı yıl ikinci başkanlık yaptı. Kulüpleri başkanların yönettiğini bile bile, Beşiktaş’ın menfaatlerini koruyup kollayabilmek için, zor da olsa görevini yapmaya çalıştı. Mesaisini verdi. Parasını harcadı. İlişkilerini kullandı. Başkana rağmen, değişen değişmeyen tüm yönetim kurulu üyelerinin, kulüp çalışanlarının ve daha da önemlisi tüm camianın “Ahmet Abi”si olmayı başardı. Bunu takdir etmek gerek. Herhalde bu iş nasıl kotarılabileceğini pratikte ondan daha iyi özümsemiş birisi şu anda yok. Aday olur mu? bilemem. Ama aday olmasını, kendi tahminimce Fikret Orman da isteyecektir. Yalnız başına kaldığında keşke Ahmet Nur Çebi aday olsa da bırakıp gitsem, bu açmazdan kurtulsam diyordur.

Soru: Beşiktaş'ta Fikret Orman, devam etsin ve bu durumu düzeltsin gibi bir düşünceye sahip grup da var?

Mesut Urgancılar: Doğrudur, olabilir. Ancak özeleştiri yapmayan, hatalarını nasıl düzelteceğine dair tek kelime etmeyen bir anlayışın bu durumu düzlüğe çıkartabileceğine inanmak hayalcilik! Bu düşünceye sahip olanlar belki de başka bir şey söylemeye çalışıyorlardır. Bu durumu Beşiktaş'a kim getirdi? Fikret Orman ve arkadaşları. O zaman mayıs ayında da bir zahmet devam etsinler. Beşiktaş’ın ne halde olduğu kamuoyunda iyice ortalığa saçılsın diye düşünüyor olabilirler. Sessizliğin nedenlerinden biri de belki budur. Belki de sayın başkanın, 'kırılırsam aday olmam’ minvalindeki söylemlerinin altında da bunlar var. Satır aralarını iyi okumak gerek.

Soru: Beşiktaş'ta yaşanan mali kriz ve çıkan haberler, kulübe başkan adayı olacak adaylarda bir korkuya sebep olur mu?

Mesut Urgancılar: Korkutmaz olur mu? Az önce de söyledim, mayıs ayında göreve gelecek yönetimin bir yıl süresince 100 milyon Euro'ya yakın sıcak paraya ihtiyacı var. Futbolun yanında başka branşlar da var. Son Mali İdari Genel Kurul'da Beşiktaş'ın gayrimenkullerinin satılmasını gündeme getirmek istediler. Olmadı. Böyle bir niyetleri olmasaydı o gereksiz Tüzük Değişiklik Kongresi’ni yaparlar mıydı? Gayrimenkullerin satışı ya da başka türlü kullanımı konusu tekrar gündeme gelecektir. “Bu kadar borç varken, bu satışların yapılmasında sakınca yok” denilecektir. Bu borcu oluşturan, tüm bu güvensizliği yaratan, şeffaf olmayan, söylediğini yapmayan, yaptığını söylemeyen insanlara bu insiyatifin verilmemesi gerekiyor. Beşiktaş için Beşiktaş'ın gayrimenkulü satılacaksa da bunu satması gereken kişi Fikret Orman değil, camianın topyekun güvenini kazanmış, yepyeni bir ekip olmalı.

Soru: Peki Beşiktaş'ın borçlarını çözecek bir gayrimenkulu var mı?

Mesut Urgancılar: Son değerlemeleri bilemiyorum. Tahminimce Beşiktaş'ın böyle bir gayrimenkulu yok.

Soru: Beşiktaş'ın kadrosunda eksikler de göze çarpıyor. Mayıs ayında göreve gelecek yönetimi transfer hareketliliği bekliyor gibi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Mesut Urgancılar: Beşiktaş'ın kadrosunun bu hale gelmesinin müsebbibi olanlar giderayak yeni bir antrenör ile Beşiktaş’ın finansal gerçekliklerinden uzak bir anlaşma imzalarlarsa ne olacak? Başkan ben olsam derim ki: arkadaşlar seçim şu tarihte, söz konusu tarihe kadar bütün sözleşmeler dondurulmuştur. Ne yazık ki bu davranış şekli çok uzun zamandır yok. Ayrıca ben şu anda yeni bir antrenörle sözleşme imzalanmasını doğru bulmuyorum. Ama Fikret Orman ama başka bir başkan bu işi seçim sonrası yapmalı. Tabii ki o zamana kadar kafasındaki isimle anlaşmış olarak.

Soru: Loris Karius'un kaleciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mesut Urgancılar: Cordoba'dan beri Beşiktaş'ın kalesi boş. Fabri de iyi kaleciydi. Ama Cordoba başka bir boyuttaydı, liberoluk da yapabilen kalecilerdendi. Beşiktaş’ın kalecisinin o yetenekte birisi olması gerekiyor. Ama tekrar etmek isterim. Beşiktaş’ın sorunu santra düdüğü çalana kadar yapılanlarda, yapılamayanlarda. Siz maç başlayana kadar yapılması gerekenleri doğru yaparsanız top çizgiyi öyle ya da böyle geçer.

Soru: Karius ve Adem Ljajic'in satın alma opsiyonları da kafa karıştırıyor. Net bir açıklama da yok. Başkan en son, 'belki kalabilir' dedi. Taraftarda ise Adem Ljajic için gidecek korkusu var. Yönetime sözleşmelerin şeffaf olmadığıyla ilgili eleştiriler de yapılıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Mesut Urgancılar: Sözleşmenin her maddesinin herkes tarafından bilinmesi gerekmiyor. Ama siz diyorsunuz ki; Gomez şu kadar paraya bizde, Aboubakar kalacak, Talisca için şunları yaptık. Sonra bunların hepsi buhar olup, uçup gidiyorsa ondan sonra insanlar niye güvenmiyor diye sormayacaksınız? Güvenililirliğinizi kaybettiniz, şeffaf değilsiniz, dediğinizi yapmıyor, yaptığınızı söylemiyorsunuz.

Soru: Burak Yılmaz transferi için ne düşünüyorsunuz?

Mesut Urgancılar: Burada Burak Yılmaz'dan önce yönetim, Beşiktaş'ın değerlerinin ne kadar farkında? Ne kadar bunlara sahip çıkıyor? Bu konuda Burak'a gelene kadar birçok problem var. Kimse Burak Yılmaz'ın futbolculuğunu tartışmıyor. Ama Beşiktaşlılık buysa, o bizden değildir deniyor. Taraftarın büyük kısmının sahip çıktığı değerlerden Beşiktaş yönetimi zaten bihaber. O yüzden onlar için Burak Yılmaz transferi gayet makul. O değerler zaten onların umurunda değil. Olsaydı tüm bu konuştuklarımızın bir çoğunu yaşamamış olurduk.

Haber Kaynağı: Fotospor



Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.

Bu habere toplam 28 yorum yapılmıştır.

YORUM YAZ “Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 

Karakter sınırı: 0 / 200

Gönder