Geldi, dokundu, gitti!

Geldi, dokundu, gitti!

Kimi zaman öfkeli, kimi zaman düşünceli... Bazen kızgın, bazen de durgun. Genellikle kırgın... Kimseye küs değil, dargın değil.

Hayatın sıcağında pişmiş. Hamlıktan yanmaya yol yürümüş. Futbol onun için hayat boyu yaptığı ve yapacağı en iyi iş. O nedenle dünyasını meşin topun üzerinde kurmuş.

Futbolda kaleci kazağını giyerken en iyilerden biri olarak gösteriliyordu.

Antrenörlük yaparken de öyle. Dahası öğretmendi... Bütün hocalar takımı çalıştırır, taktik verirken, O aynı zamanda öğretiyordu. Eğitimciydi, öğretmendi zaten. Belki de o nedenle fark yarattı.

Milli Takım’la Dünya Kupası üçüncülüğü... Ancak ondan sonra yakaladı şampiyonluğu... Beşiktaş’ta iki kez taç giydi. Şampiyonlar Ligi’nde uzun yıllar tekrarlanamayacak namağlup grup liderliği gibi çok kıymetli bir başarı sergiledi.

Her ne yaptı ve yaşattıysa, hepsi de saygıya değerdi. Onurluydu, gururluydu. Hayır, coşkulu değil, ağır başlı ve sabırlıydı. Bir çok oyuncusunu yeniden kazandı, onlara yeni kariyer ufukları açtı. Dokundukları yeşerdi.

Ne diyorduk? Dokundukları yeşerdi. Burak Yılmaz onlardan en çok bilineniydi. Dün, sakatlığından oynayamadı Burak... Ama ne gam!... Şenol Hoca’nın dokunduğu yeni çocuk da yeterdi. Çocuğun adı Güven’di!

Güven Yalçın, Quaresma ve Caner’in arasında Süper Lig’in kapanış gösterisine çıkmıştı adeta. Kasımpaşa stoperleriyle resmen boğuştu. Atletik çabukluğuyla doğru koşular yaptı, aldığı topları çok akıllı kullandı. Attığı gollerle “üçleme” yaptı. Hocasına gülücükler attı. Gelecek sezona selam çaktı.

Kolay takım değildi Kasımpaşa. Ligin başından sonuna kadar farklı dalga boylarında gürültü kopardı. Dünkü maça çok iyi başladılar. Popov, İlhan Depe, Pavelka, Trezequet, ikinci golü atan Koita Kartal’a zor durumlar yaşattı. Güven’in 10. dakikadaki golüne üç dakika sonra Hajradinoviç ile karşılık verdiler. Hafiften yürek hoplattılar. Çünkü olası bir beraberlik, Rize’de üç puanı kapan Trabzonspor’a üçüncü sırayı kaptırmak demekti. Lig dördüncülüğü, Beşiktaş için en az 1 hafta daha kısa tatil anlamına geliyordu. Belki de bu bilinçle Kasımpaşa üzerine çullanan bir oyun sergilediler. Kagawa, Llajiç için de veda maçıydı ama iki kiralık oyuncu, dün orta alanın mutlak sahibi olamadılar. Küllerinden doğan Atiba’ya da selam olsun! Önümüzdeki yıl da ona ihtiyacı var Beşiktaş’ın. Beşiktaş savunmasının gafil avlanma, yakalanma halleri son maçta da devam etti. Travmalı kaleci Karius’u da anlayalım artık... Dün en az üç gol daha yiyebilirdi. Çok iyi kurtarışlar yaptı.

Her neyse... Teselli maçını kazandı Beşiktaş. Şenol Güneş’le vedalaştı, helalleşti. Güven Yalçın’la işi bitirdi. Güle güle hocam, ayaklarına sağlık Güven!

Attila Gökçe / Milliyet



Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.

Bu habere toplam 67 yorum yapılmıştır.

YORUM YAZ “Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 

Karakter sınırı: 0 / 200

Gönder