Kuralar 2 ay evvel çekilip de,
Maç gününü beklemeye koyulunca sabır çatlıyor.
Ne gün geçiyor ne de saat.
Hele son gün.
Uzaktan adayı görüp de,
Bir an evvel karaya çıkmak isteyen denizciler gibi,
Kürekleri hep aynı hevesle çekiyorsun.
Ha çıktım ha çıkıyorum derken,
Nihayet!
En nihayetinde maç başlıyor.
***
Artık herkes susuyor, futbolcular konuşuyordu.
Şenol Hoca, Pepe’yle Vida’yı yan yana koymuş,
Önlerine de Medel ve Atiba’yı ekleyerek defansı pekiştirmişti.
Gerisi bildiğiniz çocuklardı.
Beklenenin aksine Beşiktaş, Bayern kalesine,
Ani ataklarla şafak baskınları düzenliyor,
Orta sahaya kalabalık çıkıyordu.
Derken sonra!!!
Atiba’nın bir anlık hatası,
Vida’nın kırmızı kartla oyun dışında kalmasına neden oluyordu.
16. dakika itibarıyla 10 kişi kalmıştık.
Ve haliyle morallerle beraber oyun planı da bozuluyordu.
Biz ahlar vahlar arasındayken,
Vagner Love’un kaçırdığı bir gol var ki,
Git köprüden at kendini.
Anlayın gayrı.
Bırakın maçı, turun kırılma anı olabilirdi.
Sonra Beşiktaş çekildikçe Bayern’in atakları çoğaldı.
Bu bölümde Fabri’ye ayrı bir alkış gerekiyor.
Diyorum ya top biraz sevecek.
Quaresma’nın sağdan inip, adamın tekinin belini kırdığı bir pozisyon var.
Topa güzel de vurdu.
O top gol olmadı.
Döndü bizim kaleye,
Bize nazire yaparcasına karmançorman bir pozisyonda,
O top, ömrümüzü yedi bitirdi iyi mi: 1-0.
İkinci yarıya ilk devrenin aksine ve haliyle kapanarak başladık.
Zaten moral bozukluğu had safhada.
İkinci Bayern golüne engel olamadık.
Şenol Hoca, Vagner Love’u alarak defansta kalmayı tercih etti ve Tosic’i oyuna soktu.
Oyun planında değişiklik yoksa,
Oyuncu değişikliğinin bir anlamı yok bence.
Nafile sevdalar.
Öyle de kapanıyorsun, böyle de...
Mutlaka hata yapıyorsun.
Robben girdikten sonra çizgilerin yolgeçen hanı olduğu maçta 3. golü yedik maalesef.
4. golden sonra yazacak bir şey kalmadığını,
Ama mutlaka konuşulması gerekenlerin olduğunu belirtmeliyim.
Biz “Beşiktaş” derken,
Siz başka bir şey anlıyorsunuz herhalde!!!
Alen Markaryan / Akşam