Bülent Bilirgen yazdı: SENKRONİZASYON!

Bülent Bilirgen yazdı: SENKRONİZASYON!

Bülent Bilirgen, bugünkü yazısında Beşiktaş'ın Göztepe galibiyetini yazdı. İşte Bilirgen'in yazısı.

Tam kelime anlamını araştırdığında senkronizasyon; ‘’eşgüdümlü çalışan parçalı sistemlerin zamanlamalarının eşleştirilmiş olduğunu ifade eder. Birimleri, bu şekilde çalışan sistemler senkronize veya eş zamanlı olarak anılır’’ tanımlaması ile karşılaşıyorsunuz. Bu açıklama kelimeyi tam anlamı ile açıklamakla kalmıyor dün akşamki stadın saha içinin de dışının da durumunu da net ifade ediyor. Bu konuya tekrar dönmek üzere bir virgül atalım.

Geçen yazıda belirttiğim temizlik operasyonu o kadar geniş çaplı olmasa da yavaş yavaş başlatılacak gibi duruyor ki bu olumlu. Bu satırlarda mevcut yönetime kendime göre haklı sebeplerle çok olumsuz eleştiri yapsam da bu sene sürdürülen transfer çalışmaları için tebrik etmekten başka söz bulunmamalı. Daha görmedik ama gerek sol gerekse sağ bek transferi orta ve uzun vadede çok işimize yarayacak gibi duruyor. Konuşulan 6 numara ve Güven ile Burak’ın yanına amaçlanan forvet çalışmaları da olumlu sonuçlanacak gibi.

Alınan Fransız açık da daha 1 idmanla çıktığı maçta olumlu sinyaller verdi. İlk 20 metredeki çabukluğu, ayağına hakim oluşu ve her şeyden önemlisi savunma disiplini ön plana çıkan özellikleri. Çok çizgide kalıyor gibi gözükse de araya çok net 2 koşu attı ama pas gelmedi. O koşularla çok gol atar yada yanında gelen ikinci oyuncuya boş kaleye attırır. Bütün bu oyuncuların yanında bir stoper seyrettik ki tam bir doktor. Savunma tarafını çok test edemesek de top ayapına geldiğinde bu kadar net ve sakin kullananı bu forma altında seyretmedim.

Norveçli Ronny Johnsen sonrasında Zago ve Ahmet Yıldırım biraz da Ronaldo topu kullanırken rahat olurdum ama bu arkadaş bir başka. Aman çok yazmayayım nazar değmesin. Transferlerden sadece Boyd için biraz soru işaretimiz olsa da hem devamlılığı hem iş disiplini hem de geçen sene göstermiş olduğu başarılı performansı ile ondan da beklentimizi olumlu düzeyde tutmamızı sağlıyor şimdilik. Dedik ya yönetim bu sene 15-16 sezonundaki gibi attığını vuran bir transfer dönemi geçiryor tebrikler.

Gelelim başlıktaki konuya. Evet dün akşam gördük ki henüz hiçbirimiz yeni sene için tam olarak hazır değiliz. Önce tribünler. Kapalıdan yeni açığa doğru sayıca bir kayış olmuş ve bağıran sayısı bir hayli artmış bu önemli bir gelişme. Ses de daha gür çıkıyor bu kesin. Ama henüz alt taraf ile üst taraf arasında (birbirlerini görememekden de kaynaklı) bir sinerji yok. Stadın liderliğini eline mutlaka tam olarak geçirmeli bu tribün. Eğer o taraf sazı eline alır ise başta kapalı ve hakikaten dün fazlaca aktif olan eski açık da onlara çok çabuk destek atacaklardır. Sosyetenin de katılımı ile eskisi kadar olmasa da stadın içindeki tribün ateşi tekrar yanabilir. Eğer hafta içinde sayın Serdar Adalı ile yapılan görüşmeden sosyal medyaya yansıyan söylentiler doğru ise, yani yeni açıkdaki koltukların kaldırılma ihtimali olup o tarafa sadece ayakta seyirci alnması sağlanır ve misafir tribünü üst alt olarak bölünür (bence eski açığa alınıp komple boşaltılmalı o taraf) ise net bir tribün gücü elde edilir.Bekliyoruz , istiyoruz.


Sahadaki senkronizasyon ise çok daha önemli tabi. Takım ilk yarı rezalete yakın oynadı. Geçen maçta olduğu gibi topu ayağına alanin en yakınındaki bizim oyuncu 40-50 metrede falandı. Herkes toptan kaçıyor özellikle Adem – Ozi – Medel üçlüsü kayıpları oynuyor idi. Caner’in ortasahaya girip pas opsiyonu olması ve boşta olduğu için mecburen topla buluşup onu kırma teşebbüsleri olan Lens’i seyrettik koskoca ilk yarı. Hele Caner çıkınca 3'lüye dönen savunma kurgusunun hücum tarafında Gökhan Gönül’ün ne kadar etkisiz ve gereksiz bir rol aldığına ayrıca şahit olduk.Ama diziliş falan hikaye takımdaki en büyük sorun özgüven kaybı ve sisteme olan uyumsuzluk idi. Allah'tan bu yarının sonuna doğru atılan şans golü tamamen 1 puan için gelmiş Göztepe’yi öyle bir çökertti ki ikinci yarı da ortalama bir takım gibi oynadık. Sevindirici olarak bu yarı da Oğuzhan’nın eskiye dair bir kaç anı gösterisi ve Lens’in futbol topu ile tanışmasını sayabiliriz.

Güven'deki iştah, Gökhan ve Vida’nın savunma hamleleri de olumlu taraflar idi. Bu yarıda atılan gollerin de anlatılacak organize bir çabanın ürünleri olmadığını da kabul edelim. Bu maç bizim için bir piyangodur. Önümüzdeki hafta yine içerde maçın olması ise katmeridir. Takımın bir an önce kendi içindeki uyumu sağlaması ve ortaya kayda değer birşeyler koymaya başlaması gerekmektedir. Kimse ne teknik heyetten ne de oyuncu grubundan Nisan ayında şampiyonluğu garantilemelerini yada UEFA’da final oynamalarını beklemiyor(şimdilik).. Üstüne üstlük büyük çoğunluk bu ekibe güveniyor ve sonuna kadar destekliyor.. Artık top onlarda.. Unutmasınlar burası Beşiktaş..



Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.

Bu habere toplam 29 yorum yapılmıştır.

YORUM YAZ “Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 

Karakter sınırı: 0 / 200

Gönder